|
|
|
|
Dünya'ya çarpma ihtimali çok düşük de olsa izlenmesi ve yörünge ölçümlerinin yapılması şart olan Apophis göktaşı için ödenek kalmadıÇok küçük de olsa Dünya’ya çarpma ihtimali bulunan Apophis göktaşının rotasını ve özelliklerini daha doğru tespit edebilmek için hazırlanan projeye ‘kriz’ çarptı.
Bugüne kadar yapılan ölçümlere göre 2036’da Dünya’nın yakınından geçecek olan Apophis, ABD’nin Porto Riko’daki Arecibo Gözlemevi’nin takibinde. Gözlemevi Ocak 2013’te Apophis’e air radar ölçümlerine hazırlanıyor. Bu ölçümler eksiksiz şekilde tamamlanabilirse, en az yüzde 95 kesinlikle göktaşının Dünya’ya çarpma ihtimali hesaplanmış olacak.
Ancak gözlemevinin bu görevi yerine getirebilmesi için ABD hükümetinin getirdiği bütçe kesintilerinden kurtulması gerekiyor. Gözlemevi yöneticisi Dr. Michael Nolan, bütçenin 2-3 milyon dolar artırılmaması veya bu kadarlık ek ödenek bulunamaması halinde 2011-2013 arasında yapılacak Apophis gözlem ve ölçümlerinin hiç birinin gerçekleşemeyeceğini söyledi.
Göktaşının sağa sola sapmalarının teleskopla izlenebileceğini söyleyen Dr. Nolan, ancak tüm diğer Dünyaya Yakın Nesneler (Near Earth Objects - Neos) gibi Apophis’in uzaklığının ancak radar ölçümleriyle kesinleştirilebileceğini belirtti.
Nolan’a göre de dünyada bu işi yapabilecek tek gözlemevi Arecibo. Gözlemevinin yıllık bütçesi yılda 12 milyon dolar.
Göktaşı ‘99942 Apophis’, çarpma ihtimali son derece düşük de olsa bugüne kadar tespit edilebilen en ‘tehlikeli’ uzay cismi. Amerikan uzay ajansı NASA, geçen yıl göktaşının 13 Nisan 2036’da Dünya’ya çarpma ihtimal hesaplarını düzelterek 45 binde birden, 250 binde bire indirmişti.
Çapı 300 metre olan göktaşına ilişkin ilk hesaplar, Dünya’ya 2029’da yüzde 2.7 gibi olasılıkla çarpacağı yönündeydi.
Son hesaplamalara göreyse Apophis Dünya’nın 29, 470 km uzağından geçecek. Bu mesafe, bazı bölgelerden çıplak gözle görülebilecek kadar yakın.
ntvmsnbc
|
|
Güneş'te havai fişek gösterisini andıran patlamalar meydana geldi.Akademinin Lebedev Fizik Enstitüsü bilim adamları tarafından kurulan "Tesis" gözlemevi, Güneş'te GEOS ölçeğine göre 18'i C ve 4'ü M şiddetinde olmak üzere 22 patlamanın meydana geldiğini tespit etti.
"Tesis" gözlemevinin internet sitesinde, Güneş'te son beş yılın en aktif gününün 8 Şubatta yaşandığı belirtildi.
Güneş'te çok sayıdaki bu patlamaların 24 ila 36 saat içinde Dünya'ya ulaşacağını, ancak manyetik fırtına oluşturacak güçte olmadığını belirten bilim adamları, X şiddetindeki patlamaların Dünya'da manyetik fırtınaya yol açtığına işaret etti.
Güneş'te bir günde en fazla patlamanın meydana geldiği 14 Ocak 2005'te 26'sı C ve 4'ü M şiddetinde 30 patlama yaşanmıştı. 2009 yılında ise sakin bir yıl geçiren Güneş'te, 25'i son üç ayda olmak üzere toplam 28 patlama meydana gelmişti.
GEOS ölçeğine göre, Güneş'te meydana gelen patlamalar yaydıkları X ışını şiddetine göre A, B, C, M ve X harfleriyle belirtilen 5 sınıfa ayrılıyor. A 0.0 olarak belirtilen en düşük şiddetli patlama, Yer yörüngesinde bir metre kareye düşen 10 nanovat ışına karşılık geliyor. Patlamanın şiddetine göre belirlenen her bir kademe artışında metre kareye düşen ışın miktarı 10 kat artıyor. Güneş etkinliğinin yoğun olduğu 2003 yılı Ekim ayında X 17 olarak belirtilen bir milyon nanovat şiddetinde patlamalar kaydedildi.
Amerikan uzay kurumu NASA'nın Güneş'in faaliyetlerini ve Dünya ile iklim üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için bugün uzaya fırlatacağı "Solar Dynamics Observatory-SDO" gözlem aracındaki Atmospheric Imaging Assembly (AIA) teleskobu, Güneş ve atmosferinin yüksek çözünürlüklü görüntülerini çekecek. Helioseismic and Magnetic Imager (HMI), manyetik alanları doğuran plazma hareketlerini ölçmek için güneşin iç bölümünü gözlemleyecek, Extreme Ultraviolet Variability Experiment (EVE) da Dünya atmosferinin soğurduğu ve Dünya'dan ölçülmesi mümkün olmayan, Güneş'in aşırı ultraviyole ışımasındaki enerji miktarını ölçecek.
Gösteri gibi Güneş patlamaları
|
|
Dışgezegenleri keşifte ve Dünya'ya benzer gezegen arayışlarında yeni geliştirilen bir gözlem tekniği, dev yer ve uzay teleskoplarına gerek duymuyorİngiliz Nature dergisinde çıkan makaleye göre, NASA'dan Mark Swain ile Amerikalı, İngiliz ve Alman meslektaşları, 63 ışıkyılı (1 ışıkyılı = 9 bin 500 milyar km) uzaklıktaki gaz devi JD 189733b dışgezegeninin yaydığı zayıf kızılötesi ışımayı analiz etmek için Hawaii'de kurulu sadece 3 metre uzunluğundaki yer teleskobunu kullandı. bilim adamları, uzay teleskoplarının bile erişemediği dalga boylarını inceleyebildi.
Araştırmacılar, dünya atmosferindeki türbülansları aşmaya olanak tanıyan teknikle, ancak yıldızların parlamasına ve teleskoptaki görüntünün yanma riskinin ortaya çıkması olasılığı bulunmasına karşın, bu dışgezegenin atmosferindeki metan gazının varlığını keşfetti.
Dünya'dan gözlemlenirken yıldızının önünden geçtiği sırada tutulmaya uğrayan JD 189733b'nin ışın spektrumunu bu tutulmadan önce ve sonra kıyaslayan bilim adamları, bu yeni kalibrasyon tekniğiyle gezegenin tutulmasına bağlı ışık değişikliklerinin ayrımını yapabildiklerini belirtti.
Araştırmacılar, bu verilerin küçük yer teleskoplarıyla elde edilmesinin önemli olduğuna işaret ederek, daha büyük yer teleskoplarıyla Dünya'ya benzer gezegenlerin atmosferini inceleyebilmenin yolunun açıldığını kaydetti.
ntvmsnbc
|
|
Rusya, asteroide uzay aracı göndermeyi planlıyor.Rusya uzay ajansı başkanı Anatoly Perminov, Dünya'nın yakınından geçmesi beklenen büyük bir asteroide uzay aracı göndermeyi düşündüklerini söyledi.
Golos Rossii radyosuna konuşan Perminov, projeyi yakında değerlendirmeye alacaklarını belirterek, misyonun hedefinin, Apophis asteroidinin yolunu değiştirmek ve Dünya'ya çarpma ihtimalini önlemek olduğunu ifade etti.
Astronomlar 2004'de keşfettikleri ve ilk kez 2029'da Dünya'nın yakınından geçeceğini tahmin ettikleri Apophis'in Yer'e çarpma ihtimalinin 37'de 1 olduğunu belirtmişti. Ancak daha sonra yapılan kapsamlı çalışmalarda asteroidin 2029'da Dünya'ya çarpma olasılığının bulunmadığını, sonraki yıllarda da bu ihtimalin çok düşük olduğunu söylemişti.
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, ekim ayında Apophis'in güzergahının yeniden hesap edilmesi sonucunda, 2036'da Dünya'ya çarpma olasılığının 250 binde 1 olduğunu duyurmuştu.
Dünyayı Rusya kurtaracak
|
|
Amerikalı bilim adamları, ilk kez bir başka gökcisminin yüzeyindeki bir sıvının güneş ışınlarını yansıtmasını görüntüledi.NASA’dan yapılan açıklamada, Cassini uzay aracının görüntülediği fotoğrafın, Satürn’ün uydusu Titan’daki sıvı varlığını doğruladığı belirtildi.
Öte yandan Amerikalı bilim adamları Titan’ın bir denizine “gemi” indirilmesi önerisinde bulunacaklar. Uydunun en kuzeyindeki sıvı metan havzası Ligeia Mare’ye gemi indirilmesi önerisi hayata geçirilebilirse, Dünya’nın ötesinde bir gezegenin ilk kez “denizden” keşfi yapılacak.
İşte o ışık
|
|
Rusya'da Kremlin Sarayı üzerinde uçarken görüntülenen garip cisim, UFO söylentilerine yol açtı.Piramid şeklindeki tanımlanamayan dev cismin çekildiği iki farklı video görüntüsü Rus televizyon kanallarında geniş yer buldu.
Görüntülerden biri gece araç içinden, diğeri ise gündüz çekilmiş. Her iki görüntü de amatörlerce kaydedilmiş.
Saatlerce Kızıl Meydan üzerinde uçtuğu belirtilen tuhaf cisme ait görüntüler Youtube'un Rus versiyonunda da izlenme rekoru kırdı.
Rus yetkililer UFO ihtimalini devre dışı bırakmakla birlikte herhangi bir yorum yapmayı reddetti.
İngiliz Savunma Bakanlığı'nın eski UFO uzmanı Nick Pope, "Bu gördüğüm en olağandışı UFO görüntüsü. İlk başta bir yansıma olduğunu düşündüm, ama bir güç hattının gerisinde hareket ediyor göründüğü için bu teoriyi çürütüyor" diye konuştu.
Kremlin üzerinde UFO
|
|
Amerikalı bilim insanları parçacık hızlandırıcıdaki dedektörlerden aldıkları bazı sinyallerin karanlık maddenin oluşumuna işaret ettiğini açıkladı.Bir grup fizikçi, dün yaptıkları açıklamada ölçülmesi ve tanımlaması oldukça zor olan ‘karanlık madde'yi tespit ettiklerine dair verilere sahip oldukarını söyledi.
Açıklama, Chicago yakınlarındaki 'Ulusal Fermi Hızlandırıcı Laboratuarı Enerji Departmanı'ından yapıldı. Bilimcileri oldukça heyecanlandıran gelişmeye rağmen henüz elde edilen verilerin kesin olarak karanlık maddeye ait bilinmiyor.
Fermilab başkanı Pier Oddone, yapılan deneyler sonucunda elde ettikleri bilgilerin karanlık maddeyi çağrıştırdığını, fakat aynı zamanda bu bilgilerin karanlık maddeyle birlikte ortaya çıkabilecek başka partiküllerle de ilişkili olabileceğini söyledi.
Amerika’daki bir kaç ünüversitede ‘dondurucu karanlık madde araştırması’ halen devam ediyor. Araştırmalar özellikle karanlık madde elde etme üzerinde yoğunlaştı.
Karanlık maddenin eldildiği düşünülen test kuzey Minnesota'da eskiden maden ocağı olarak kullanılan bir laboratuarda gerçekleştirildi.
Parçacık hzılandırıcılarda karanlık madde oluşup oluşmadığı makinedeki dedektörler aracılığıyla tespit edilebiliyor. Reaksyion ışık hızında gerçekleştiği için dedektörler tarafından algılanan veriler süper bilgisayarlar yardımıyla yorumlanıp analiz edilebiliyor.
ABD'deki projenin başında olan Doktor Oddone'ye göre 2010 yılında hızlandırcıya eklenecek geliştirilmiş dedektörler sayesinde karanlık maddeye dair daha fazla bilgi edinilebilecek.
EVRENİN YÜZDE 5'İ BİLİNİYOR
Evrendeki gazlar, yıldızlar ve galaksiler bilinen ‘sıradan madde’den meydana geliyor. Fakat evrenin sadece yüzde 5’i 'sıradan madde'den oluşuyor. Evren'in 95’ine ait henüz kesinleşmiş herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Astronomların bu konu hakkındaki tezi ise, evrenin yüzde 70’lik kısmının saf ‘karanlık enerjiden’ oluştuğu ve bu enerjinin evrenin sürekli genişlemesine neden olduğu. Geriye kalan yüzde 25’lik kısım ise ‘karanlık madde’.
Bilim adamları karanlık maddeyi atom altı parçacıklarıdan oluşan çok zayıf ekileşim içindeki büyük kütleli madde olarak tanımlıyor.
MADDE SÜREKLİ YER DEĞİŞTİRİYOR
Karanlık maddenin çekirdek yapısı sıradan maddeye benzerlik göstermesine rağmen aralarındaki maddesel özellik farkı çok büyük. Karanlık maddeyi oluştuşturan partiküllerin başka maddelerle etkileşime girmek yerine sürekli yer değiştirdiği tahmin ediliyor. Bu özellik de karanlık maddeyi tespit etmeyi oldukça zorlaştırıyor.
Bu nedenle bilimadamları karanlık maddenin geride bıraktığı en küçük enerji izini takip edebilecek dedektörler geliştirdiler. Dedektörlerin başarısı ve karanlık maddeyi gözlemleme yetenğine de bu dedektörlerin gelişmesine paralellik gösteriyor.
Deneyin kesinleşmemiş sonuçları hakkında açıklama yapılması bilim dünyasında çok karşılaşılan bir durum değil. Fakat Fermilab ve Cern arasındaki arasındaki rekabet bu tür açıklamaların yapılmasına neden oluyor ve bilimcilerin bilinmeyeni keşfetme konusundaki iştahlarını kabartıyor.
Karanlık madde yi tespit mi ettiler
ntvmsnbc
|
|
Satürn'ün uydusu Titan'da dev bir göl keşfedildi.Alman uzay araştırmacıları Satürn gezegeninin Titan uydusunda dev bir göl keşfetti.
Alman Havacılık ve Uzay Dairesi (DLR) tarafından yapılan açıklamada, Titan'da yaklaşık 400 bin kilometre kare büyüklüğünde bir göl tespit edildiği bildirildi.
"Kraken Mare" adı verilen gölün, Dünya'daki en büyük göl olarak bilinen Hazar Denizi'nden daha büyük olduğu ifade edildi.
Titan'daki gölde Dünya'dan farklı olarak suyun yerine sıvı metan gazı ya da çeşitli hidrokarbürlerin bulunduğu kaydedildi.
Titan'da dev bir göl keşfedildi
|
|
İlk bakışta bir suluboya tabloyu andırıyor olsa da, bunlar 30 'bebek yıldızın' Orion Nebulası'nda yaşama başlayış anlarından oluşan bir koleksiyon.
Görüntü, yıldızların çeşitli aşamalardaki gelişimini gösteriyor ve bilim insanlarının evrenin oluşumunu daha iyi anlamalarına yardımcı olacak.
Britanya astronomi Derneği'nden Dr. Robert Massey, "Zamanı geriye döndürebilseydik, muhtemelen Güneş'in 4 bin 500 milyar yıl önceki hali bu olurdu" diye konuştu.

Oluşacak genç sistemlerin başlangıcı olduğu düşünülen bebek yıldızlara ait çarpıcı görüntüler NASA'nın Hubble Teleskopu tarafından yakalandı.

Hubble, kameralarını yıldızların ve gezegenlerin oluşumu konusuna adanmış en uzun yegane proje için Dünya'dan 1500 ışık yılı uzaklıktaki Orion'a çevirdi.
Nebula, toz ve gazla dolu ve araştırmacılar bunların yavaş yavaş bulutlar oluşturduğunu düşünüyor. Teori, bu büyümenin yıldız oluşumuna kadar sürdüğü yönünde.
Çıplak gözle gözlemlenebilen Orion, 17. yüzyılda Fransız astronom ve aydın Nicolas-Claude Fabri de Peiresc tarafından keşfedildi.
Bir bebek yıldız doğuyor
|
|
Güneş sistemi dışında bol su bulunduğu düşünülen bir gezegen keşfedildiNature dergisinin son sayısındaki makaleye göre, Dünya'dan 42 ışık-yılı uzaktaki gezegenin kütlesinin, Dünya'dan 6,6 kat büyük olduğu belirlendi. Harvard Üniversitesi'nden David Charbonneau, yeni bulunan gezegenin boyu ve bileşiminin, Dünya ile Satürn veya Jüpiter gibi gaz devleri arasında bir kategoriye girdiğini belirtti.
GJ 1214b adı verilen "dış gezegenin" keşfinin, Dünya'ya benzeyen gezegen arayışında "önemli adım" olduğuna işaret edildi. GJ 1214b'nin, kendi yıldızının etrafındaki dönüşünü 38 saatte tamamladığı belirlendi.
Astronomlar, GJ 1214b'nin kütlesinin yüzde 50'den fazlasının sudan oluştuğunu, atmosferinin hidrojen ve helyum ağırlıklı olduğunu düşünüyor. Yüzey sıcaklığı, 280 ile 120 santigrad derece arasında değişiyor. Suyun bir kısmının, atmosfer basıncı Dünya'da deniz seviyesindeki basıncın 20 bin katı olduğu için özel bir buz formunda olabileceği düşünülüyor.
Astronomlar, şimdiye kadar toplam 412 "dış gezegen" keşfetmiş bulunuyor.
Dünyaya benzeyen sulu gezegen bulundu
|
|
Bilim insanları, uzayda yetiştirilen arpadan bira üretti.Uluslararası uzay İstasyonu'nda (UUİ) Rusya Bilimler Akademisi, Okayama Üniversitesi ve Japon bira firması Sapporo'nun 5 ay süren ortaklaşa deneyinin ürünü olan arpadan yapılan biraya tadımcılar tam puan verdi ve dünyada yetiştirilen arpadan üretilmiş biradan ne renk, ne de içerik ve protein farkı bulunduğunu belirtti.
6 şişelik paketi 115 dolar (yaklaşık 170 TL) olan uzay birası, kurayla belirlenecek250 meraklıya satılacak. Uzay birasının satışından elde edilecek gelir Japonya ve Rusya'da bilimsel eğitim için kullanılacak.
Ancak uzay birası, alkol ve gaz içermesinden dolayı uzay seyahatlerinin menüsünde bulunmayacak.
Uzay birası satışa hazır
|
|
Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki personel sayısının artırılması nedeniyle bri süre uzaya turist götürülemeyecek.Rus uzay Ajansı yetkilisi Sergey Krikalyov, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gitmek isteyen uzay turistleri için yerlerinin olmadığını söyledi.
Krikalyov, aralık ayında gidecek bir Rus, bir Japon ve bir Amerikalı astronotun eğitimi sırasında yaptığı açıklamada, istasyondaki görevli sayısının iki katına çıkarak 6 kişiye yükseldiğini, bu yüzden de uzay turistleri için Rus uzay aracında boş yer olmadığını kaydetti.
Rus Soyuz uzay mekiğine daha önce turistleri alabildiklerini, ancak şu anda uzayda sürekli 6 kişi bulunduğunu belirten Krikalyov, "İstasyondaki 6 kişi de sürekli değiştirildiği için, uzay mekiği aracında şu anda boş yer yok. Boş yerin ne zaman açılacağı konusu da henüz belli değil" dedi.
Amerikan uzay aracının gelecek yıl kullanım süresinin dolmasının ardından UUİ ve yeryüzü arasındaki tek bağlantıyı Rus Soyuz uzay mekiği sağlayacak
Uzay turistlerine yer kalmadı
|
|
Bilim insanları kara deliklerin galaksi inşaası için kozmik fabrikalar işlevi görüyor olabileceğini ortaya çıkardı.Yapılan yeni araştırmanın, büyük galaksilerin neden çekirdeklerinde devasa kara deliklere sahip olduklarını açıklamaya yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Astronomlar, uzun süredir 'yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan?' çelişkisine dönüşen, "Dev kara delik mi, yoksa etrafını saran yıldızlar mı önce geliyor?" sorusunu yanıtlamaya çalışıyorlar.
Dünya'dan 5 milyar yıl uzaktaki quasar denilen yıldızsı gökcisminin yeni gözlemi sonucunda elde edilen bulguların artık bu muammayı çözmeye yardım edebileceği kaydediliyor.
Gözlemlenen bu quasar, aktif bir dev kara deliğin yerini işaret ettiği sanılan güçlü bir enerji kaynağı.
Şimdiye dek karar deliklere yeterince yaklaşan hiçbir şey güçlü çekim kuvvetinden kaçamadı.
Astronomları şaşırtan ise, yeni gözlemlenen bu quasarın kendi türünden çoğu gökcisminden farklı olarak 'yalın' oluşu ve bir galaksinin merkezinde bulunmayışı.
Ancak, yakınında ona eşlik eden ve hummalı bir şekilde yeni yıldızların oluştuğu bir galaksi bulunuyordu.
Bilim insanları, gökcisminden fırlayan yüksek enerji parçacıkları ve hızlı hareket eden gaz jetleri nedeniyle galaksinin etkin bir şekilde 'ateş altında' olduğunu ortaya çıkardı.
Uzmanlar, bu materyal akışının galaksideki yıldız oluşumunu sağlayan yakıt olduğunu düşünüyor. Aslında, bu quasar'ın kendisine ev sahipliği yapacak galaksisini inşa ettiği belirtiliyor.
Daha sonraki bir aşamada quasarın galaksinin merkezi olması bekleniyor.
Fransa'daki CEA araştırma enstitüsünden uzmanların yaptığı araştırma, Astronomy & Astrophysics, and the Astrophysical Journal'da yayınlandı.
Kara deliğin sırrı çözüldü mü
|
|
NASA, 13 bin yıl önce Mars’tan Dünya’ya düşen meteorda bakteri fosili buldu.Antartika'ya 13 bin yıl önce düşen bir meteor üzerinde yapılan incelemeler bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Meteor üzerindeki incelemelerini tamamlayan Amerikan uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) uzmanları, Mars’ta bakteri boyutlarında da olsa hayatın olduğuna inandıklarını açıkladı. Johnson Uzay Merkezi’nden yapılan açıklamada, bakterilerin bio-morf adı verilen dış yaşam bakterisi olduğu açıklandı.
Kızıl gezegende su da varmış
NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’nden uzman David Mackay, meteor üzerinde yaptıkları incelemelerde, meteorun alt kısmında bulunan şekillerin bakteri fosilleri olduğuna ve bu bakterilerin hâlâ Mars’ta yaşadıklarına emin olduklarını söyledi. Uzmanlara göre ayrıca bu meteor Mars’ta bir zamanlar hayat için elverişli su kaynaklarının da göstergesi.. Mars’ın yüzeyine bir astroit çarpması sonucu kopan bir parça olduğuna inanılan bu meteor, 16 milyon yıl boyunca uzayda dolaştıktan sonra 13 bin yıl önce dünyaya düştü.
İlk açıklamayı Clinton yaptı
Aslında bu meteor 1996’da bulunduğunda Mars’ta eskiden yaşam olduğunu kanıtlayan fosiller olduğu iddiası hemen yayılmış, zamanın ABD Balkanı Bill Clinton da bu yönde bir basın açıklaması yapmıştı. Ancak daha sonra, meteorun Dünya’ya düşmesinden sonra geçen 13 bin yılda Dünya kaynaklı organizmaların meteorda fosilleştiği iddia edilmişti. Bakteri fosillerinin 3.5 milyar yaşında olabileceği söyleniyor. NASA, bulgularla ilgili resmî açıklamasını pazartesi günü yapacak.
Mars’ta hayat olduğu kesinleşti
|
|
Bulgaristan Uzay Araştırmaları Enstitüsü bilim adamları, Dünya'da halihazırda uzaylıların olduğunu ileri sürdü.Daily Telegraph gazetesinin Bulgar basınına dayanarak verdiği habere göre, Enstitünün Başkan Yardımcısı Lachezar Filipov, uzaylıların varlığıyla ilgili araştırmanın, bunların gerçekten Dünya'da var olduklarına işaret ettiğini ve varlıklarını aramızda dostça sürdürdüklerini gösterdiği düşüncesinde olduğunu belirtti.
Enstitü, kendilerine gönderilen birçok karmaşık sembolü çözme çalışmalarına başladığını açıklarken, Dünya'nın dışındaki yaşamla iletişim halinde olduklarını ileri süren Filipov, bilinmeyenlere cevap olacağına inandıkları dünya genelindeki 150 kadar ekin çemberini araştırdıklarını kaydetti.
Filipov, "Uzaylılar halihazırda aramızda yaşıyor, bizi gözlemliyor. Bize düşmanca yaklaşmıyor, aksine yardım etmek istiyorlar. Ancak biz onlarla iletişim kuracak yeterlilikte değiliz" diye konuştu.
Vatikan'ın dahi uzaylıların varlığını kabul ettiğini belirten Filipov, insanoğlunun Dünya dışı yaşamla, radyo dalgalarıyla değil, düşünce gücüyle iletişim kurabileceğini ve bunun 10-15 yıl içinde kesinlikle olacağını savundu.
Uzaylılar aramızda
|
|
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 129. mekik seferinde Atlantis uzay mekiğini bugün Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gönderiyor.Atlantis uzay mekiği ayrıca, İngiltere'nin Nottingham Üniversitesi'nin bilim adamları tarafından üzerlerinde deney yapılmak üzere NASA'ya teslim edilen 4 bin adet "Caenorhabditis elegans" solucanını uzaya götürecek.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 129. mekik seferinde Atlantis uzay mekiğini bugün Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) gönderiyor.
NASA'dan yapılan açıklamada, Atlantis'in TSİ 21.28'de fırlatılacağı kaydedilerek, 11 gün sürecek seyahatle uzaya gidecek altı kişilik mürettebatın, UUİ'ye mekikler emekliye ayrıldıktan sonra istasyonu uzun süre muhafaza etmeyi sağlayacak 12 ton ağırlığında yedek parça, teçhizat ve erzak götüreceği belirtildi.
2 adet dış lojistik taşıyıcı (ELC), 2 adet pompa modülü, 2 adet kontrol jiroskopu, 2 adet nitrojen tankı, 1 adet amonyak tankı, 1 adet yüksek basınçlı gaz tankı, güç kontrol ünitesi, 1 adet plazma konteynır ünitesi, 1 adet yük taşıma konteynırı ve 1 adet batarya şarj ünitesini UUİ'ye götürecek Atlantis ekibi, ayrıca 3 de uzay yürüyüşü yapacak.
Getirecekleri parça ve teçhizatın bir kısmını istasyondaki bozuk olanlarla değişterecek astronotlar, uzay yürüyüşlerinde ayrıca bir sonraki mekik seferinde Endeavour'un getireceği ve ABD'nin UUİ'ye son büyük katkısı olan Tranqulity modülünün yerleştirilmesine hazırlık görevini yerine getirecek.
Astronotlar ayrıca, UUİ mürettebatının idrarlarını içme suyuna çeviren geri dönüşüm cihazındaki arızalı parçayı da dönüşlerinde beraberlerinde getirecek. Dönüştürme cihazındaki arızanın, Atlantis mekiğinin bu hafta gelişiyle mürettebat sayısının 12'ye çıkmasının ardından istasyondaki yaşamı olumsuz etkilemesinden endişe ediliyor.
Atlantis uzay mekiği ayrıca, İngiltere'nin Nottingham Üniversitesi'nin Bilim adamları tarafından üzerlerinde deney yapılmak üzere NASA'ya teslim edilen 4 bin adet "Caenorhabditis elegans" solucanını uzaya götürecek.
Uzayda 11 gün geçirecek İngiliz "solucan astronotlar", insan genetik materyaliyle yüzde 80 oranında benzerlik göstermesi nedeniyle, özellikle kasları etkileyen uzay yolculuklarının fizyolojik etkilerinin araştırılmasında denek olarak kullanılacak.
Atlantis mürettebatında bulunan çocuk ve yetişkin kemik kanseri uzmanı Chicagolu Dr. Robert Satcher Jr da "uzayda ilk ortopedik cerrahi" ameliyatını yapacak.
Çocukluğundan beri astronot olmayı hayal ettiğini açıklayan Satcher, cerrahi becerisini uzay istasyonunun iki dış robot kolunun eklemlerinin onarımında kullanacak.
NASA, bu uçuştan sonra mekikler emekliye ayrılıncaya dek 5 sefer daha yapmayı planlıyor, ancak mekiklerin daha uzun süre kullanılması konusu da tartışılmaya devam ediyor.
Solucanlar uzay yolcusu
|
|
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Ay'da donmuş halde önemli miktarda su bulunduğunu açıkladı.NASA'nın Ay Kraterleri Gözlem ve Algılama Uydusu (LCROSS) misyonunun bilimsel sorumlusu Anthony Colaprete, düzenlediği basın toplantısında, ''Su bulduk hem de az değil, önemli miktarda'' ifadesini kullandı.
Bir başka NASA yetkilisi de keşfin büyük bir önem taşıdığına işaret etti.
NASA, su bulma umuduyla Ay'ın güney kutbunu ''bombardıman etmişti''.
Ay'da su olduğu daha önceki araştırmalarda belirlenmesine karşın, bu ''bombardımanla'' suyun keşfinin burada kalıcı bir üs kurma olasılığını artıracağı açıklanmıştı
Ay'da su bulundu
|
|
Mars’ta hava var mı? İnsanlık onlarca yıldır bu soruyu tartışıyor. NASA’nın oluşturduğu bilim heyeti bu soruya nihayet yanıt buldu. Mars’ta hava var ancak insanların yaşamasına uygun değil.Yaşam koşullarına elverişliği bakımından Dünya’ya en çok benzerlik gösteren gezegen olan 'Mars’ta hava var mı?' sorusu tekrar gündemde.
NASA konuyu özel olarak araştırması için Teksas A&M Üniversitesi atmosfer bilimleri profesörü Istvan Szunyogh’u görevlendirdi.
MARS’IN ATMOSFERİNİN KEŞFİ
Dünya’nın atmosferine oranla çok daha soğuk bir havaya sahip olduğu bilinen Mars’ın güney kutbu, Dünyamızın güney kutbu gibi sulu buz ile değil, donmuş karbon dioksitten oluşan bir buz kapak ile örtülü.
Bilim insanları bunun sebebinin kış mevsiminde -140 dereceye kadar inen sıcaklığın karbon dioksiti bile dondurması olarak gösteriyor. Maryland Üniversitesi akademisyenleri ile çalışan Szunyogh “Mars’ı çevreleyen toz fırtınaları her iki ya da 4 Mars senesinde gerçekleşiyor ve gezegenin yüzeyinin toz ile kaplanmasına neden oluyor” açıklamasını yaptı.
A&M Üniversitesi atmosfer bilimi profesörlerinden Mark Lemmon, Mars üzerinde faaliyette bulunan iki gezgin aracın güneş enerjisi ile şarj olduğunu, toz bulutlarının bu araçların çalışmasına olumsuz etki yaptığını söylüyor. Diğer yandan, rüzgârlar bu toz bulutlarını dağıtarak gezgin araçlarının güneşi görmesini sağlıyorlar.
Lemmon, Mars’taki hava tahminlerini yüksek doğruluk oranı ile yapabilmeleri için Dünya’daki hava tahminlerinde gerektiği gibi sıcaklık, rüzgâr ve basınç gibi fiziksel parametrelere ihtiyaçları olduğunu söyledi.
MARS’IN TOZ FIRTINALARI
Mars’ın yüzeyi ilk olarak 1971 senesinde Mariner 9 uzay aracı tarafından görüntülenmiş, bilim insanları gezegeni kaplayan toz fırtınası yüzünden net görüntüler elde edememişti. Kızıl gezegende yaşanan en büyük toz fırtınası ise 26 Haziran 2001’de güney yarıküresinde bulunan Hellas Havzasında tespit edilmişti.
9 km genişliğindeki havzada başlayan fırtına, Temmuz ayında havzadan çıkmış ve tüm gezegeni dolaşmıştı.
Bilim insanları Mars’taki fırtınaların kaynağının Güneş olduğunu, gezegenin her günberide (Güneş’e en çok yaklaştığı zaman) çok güçlü fırtınalara maruz kaldığını belirttiler.
Güneş’ten 228 milyon km uzaklıkta olan Mars, Dünya’nın Güneş’ten elde ettiği enerjinin yarısını elde ediyor.
MARS ATMOSFERİ YAŞAM İÇİN NE KADAR UYGUN
Bir günün Dünyamızdan 40 dakika daha fazla sürdüğü Mars'ta, hızları saatte 200 km’ye varan fırtınalar oluşabiliyor.
Tüm bu bulgular “Mars’ın atmosferi yaşam için ne kadar uygun?” sorusunu akıllara getiriyor.
Mars’ın Dünya’ya nazaran en büyük dezavantajı, manyetik dinamo görevi gören iç çekirdeğinin 4 milyar sene önce hareketini durdurmuş olması. Bu nedenle Mars’ın atmosferini kozmik ve yanıcı güneş ışınlarından koruyan bir manyetik kalkanı bulunmuyor.
Bu olumsuzlukların üstüne, güneş ışınlarına daha fazla maruz kalan Mars, atmosferini eriten şiddetli fırtınalara maruz kalıyor.
Sonuç olarak manyetik alan olmaması ve çok ince atmosfere sahip olması Mars’ı uzay radyasyona karşı savunmasız kılıyor.
Bilim insanları, insanlığın Mars’a koloni kurabilmesi için ilk olarak kızıl gezegenin hava tahminlerinin çok iyi yapılarak, yaşam için gerekli atmosferin sağlanması görüşündeler.
Mars'ta hava var
|
|
NASA’nın teleskopları Swift uydusunun nisan ayında tespit ettiği 13.7 milyar ışık yılı öteden gelen 10 sn. büyük patlama görüntüsüne odaklandı: Karanlık çağ çok yakında aydınlanabilir.13 milyar ışık yılı önce meydana gelen gama ışını patlaması, evren haritasındaki karanlık bir bölgenin keşfedilmesi konusunda ipuçları veriyor. Evreni oluşturduğu düşünülen Büyük Patlama 13.7 milyar yıl önce gerçekleşti. Bunu bir “kozmik karanlık çağ” izledi.
Işığı 23 Nisan 2009 tarihinde dünyaya ulaşan 090423 adı verilen bir gama ışını patlaması, aslında 13 milyar yıl önce uzayın derinliklerinde gerçekleşti. Dünyaya ulaşan ışın 10 saniyelik bir parlamadan sonra söndü. Bu parlama, NASA’nın dünya yörüngesindeki Swift uydusu tarafından algılandıktan sonra dünyadaki teleskoplar da ışının kaynağı üzerinde odaklandı.
Uzayın karanlık derinliklerinde gözlemlenen bu patlama, karanlık çağ hakkında emsalsiz bilgiler ortaya koydu. Evrenin bir ucunda gerçekleşen bu dev patlama, kozmostaki en uzak nesne olarak kayıtlara geçildi. Söz konusu patlama, 40 küsur yıl önce, insan ürünü nükleer patlamaların yol açtığı radyasyonu izlemek için tasarlanan casus uydular tarafından keşfedilen binlerce gama ışını patlamasından biri.
Karanlık çağ, galaksilerin beşiği
Bilimciler, gama ışını patlamalarını enerji yükü en fazla olan olaylar olarak tanımlıyor. Bu dev patlamalar bir kaç saniye içinde, Güneş’in 11 milyarda üretebileceği enerjiden daha fazlasını yayıyor. Dünyadan 13 milyar ışık yılı uzaklıkta bir gama ışını patlaması bulunması, bu olayın kozmik karanlık çağda oluşmuş olabileceğine işaret ediyor. Karanlık çağ denen dönemin 900 milyon yıl sürdüğü tahmin ediliyor. İlk yıldızların ve galaksilerin oluşumu ise bu karanlık çağın sona ermesiyle başlıyor.
Karanlık çağ
|
|
Çin Hava Kuvvetleri Başkomutanı Şü Çiliang, tarihi açıdan uzayın silahlandırılmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.Şü Çiliang, Çin ordu gazetesine verdiği demeçte, dünya ülkelerinin aralarındaki rekabeti uzaya taşıdığını, böylece uzayın silahlandırılmasının tarihi açıdan kaçınılmaz ve geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu belirtti.
Şü, bu rekabet çerçevesinde Çin Hava Kuvvetlerinin de bir uzay güvenliği prensibi geliştirip ülkenin çıkarlarını koruması ve uzay araştırmalarını geliştirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Şü Çiliang, "Ülkemizin çıkarlarına ve uzay çağının ihtiyaçlarına uygun uzay savunma ve saldırı silahları geliştirmemiz gerekiyor" diye konuştu.
Başkomutan Çiliang, uzaydaki askeri üstünlüğün, bir ülkeye hem karada, hem denizde stratejik üstünlük sağlayarak, savaş bölgelerini kontrol edebilme yeteneğini sağlayabileceğini vurguladı.
Çiliang, Çin Hava Kuvvetlerinin 60. kuruluş yıldönümü dolayısıyla gazeteye verdiği demeçte, "Sadece güç barışı korur" ifadesini kullandı.
Çin resmi basını, Başkomutan Şü Çiliang'ın yaptığı açıklamayı, Çin hükümetinin "uzayda herhangi bir silahlanma yarışına katılmayacağı" yönündeki politikasından "geri dönüş" olarak niteledi.
Çin, 2007 yılında uydusavar silah denemiş ve uluslararası kamuoyunda endişelere yol açmıştı.
Pekin, deneme hakkında ABD ve diğer ülkelere bilgi verdiğini bildirmiş ve "uzayın barışçıl amaçlarla kullanılmasından yana olduğunu" belirtmişti.
Uzayın silahlandırılması kaçınılmaz
|
|
Evrenin başlangıcında en eski yıldız patlamasının izine rastlandı. Patlama "karanlık çağ"da meydana geldiği için büyük heyecan yarattı.İngiliz bilim adamları, Evren'in başlangıcı olarak kabul edilen ve Dünya'ya yaklaşık 13 milyar ışık yılı ötede meydana gelmiş olan bir yıldızlar kümesinin patlamasını tespit etti.
İngiliz "Nature" adlı bilim dergisinde çıkan habere göre, patlamadan yaklaşık 13 milyar yıl sonra geçen nisan ayında tespit edilebilen ve "GRB 090423" adı verilen gama ışınları, "karanlık çağ" adı verilen dönemde meydana geldiği için Bilim adamları arasında büyük heyecan yarattı.
Derginin haberinde, Evren'de yaklaşık 13,7 milyar yıl önce meydana gelen büyük patlamadan 400 bin yıl sonra oluşan "karanlık çağ"da elektronların ve protonların atomları eksi veya artı elektrik yüküyle doldurduğu, bu nedenle yıldız ışıklarının neredeyse tümüyle izole edildiği ve Evren'in karanlık olduğu belirtildi.
Evren'in, büyük patlamadan ancak 800 ila 900 milyon yıl sonra atom ve moleküllerin mor ötesi ışınlarla iyonize edilmesinden, yani elektriklenmesinden sonra ışıklı hale geldiği kaydedildi.
Bilim adamları, bugüne kadar tespit edilebilen en eski yıldız patlamasının "GRB 090423"ten en az 150 milyon yıl daha sonra meydana geldiğine işaret etti.
Warwick Üniversitesi araştırmacılarından Andrew Levan, "Yıldızların ilk kez ortaya çıkmaya başladığı bir zamana bakabilmek çok heyecan verici" derken, Leicester Üniversitesinden Niel Tanvier, yeni tespitin kendilerine Evren'in başlangıcına bakma olanağı sunduğunu söyledi.
|
|
Bilim insanları, Ay'da gizemli bir delik keşfetti. Delik 60 metre genişliğinde ve yaklaşık 90 metre derinliğinde olduğu tahmin ediliyor.Etrafını saran kaya yüzeyin 365 metre genişliğindeki lav tüneli diye adlandırılan bir doğal yeraltı tüneliyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
İngiliz Ay uzmanı Dr. Emily Baldwin, Astronony Now dergisine yaptığı açıklamada, "Bu çok etkileyici bir keşif. Bu keşif uzaydaki en yakın komşumuzun hala bizim için bazı sürprizleri olduğunu gösteriyor" dedi.
Delik, Ay'ın Marius tepeleri denilen volkanik bölgesinde tespit edildi. Astronomlar burada milyarlarca yıl önce lavlarla oluşan çok sayıda tünel olduğuna inanıyor. Ancak ilk kez bunlardan birinin 'girişi' tespit edildi. New Scientist sitesinde yazan uzmanlar, bu tünellerin gelecekte astronotlar için sığınak olarak kullanılabileceğini belirtiyor.
Ay'da gizemli keşif
|
|
İngiltere’nin Wiltshire bölgesinde üç uzaylıyı bir ekindeki yeni yapıldığı belli olan halka şekilleri incelerken gören polis memuru İngiliz UFO uzmanlarını aradı.Adı açıklanmayan komiser muavini Silbury Hill bölgesindeki bir tarlada bazı garip tipler gördü ve incelemek için aracını durdurdu.
Ancak her biri 1 metre 90 santimden daha uzun boylu ve sarışın olan 'adamlara' yaklaşırken birden 'statik elektrik sesi' duydu ve 'üç adam daha önce bir insanda görülmemiş bir hızla kaçarak uzaklaştı.'
Polis memuru daha sonra evine dönerek normal ötesi olaylar konusunda uzman olan kişileri arayarak bir UFO gördüğünü söyledi.
Wiltshire Polisi olay hakkında herhangi bir açıklama yapmazken, olayın polis memurunun 'kişisel bir meselesi' olduğunu söyledi.
Polis memurunun gördüğü bu garip olayı soruşturan ekin daireleri araştırmacısı Andrew Russel, polis memurunun gördüklerini şu sözlerle anlattı:
"Önce, beyaz tulumlar giyidikleri için onları forensik memurları sanmış. Arabasını durdurup tarlaya doğru yürümüş. Garip tiplerin boyları 1.90 m’den uzun olup üçü de sarışınmış. Ekini inceliyorlarmış gibi bir izlenim vermişler. Memur tarlanın kenarına geldiğinde statik elektrik sesinden pek de farklı olmayan bir ses duymuş. Bu çatırdama gibi ses tarlada ilerlidikçe sesin geldiği yerdeki ekin de yavaşça hareket ediyormuş. Garip tipli adamlara bağırmış ama ilk önce ne kulak asmışlar ne de ona doğru bakmışlar. Tarlaya girmeyi deneyince de tipler başlarını çevirip bakmış sonra da kaçmışlar."
Olayı araştıran ekin dairesi uzmanı Colin Andrews ise polis memurunun hikayesini 'inandırıcı' bulduğunu söyledi
Uzaylılar koşarak kaçtı
|
|
Çin ve Alman bilim adamları, Çin'in Tibet Özerk Bölgesinde, deniz seviyesinden 4 bin 300 metre yükseklikte bulunan bir kasabaya rasathane kuruyor.Şinhua ajansının haberine göre, Çin Bilimler Akademisi araştırmacılarından proje yöneticisi Vang Cüncie, rasathanenin inşasına Tibet'in Damşüng kasabasında başlandığını açıkladı.
Rasathanede kullanılacak teleskobun İsviçre'deki Alplerden getirileceğini söyleyen Vang, rasathanenin 2011'de faaliyete geçeceğini kaydetti.
Vang, projenin Almanya'daki Köln Üniversitesi ile ortaklaşa yürütüleceğini ve disiplinler arası başarılı bir çalışma olmasını ümit ettiklerini söyledi.
Havada su oranının düşüklüğünün atmosferde büyük bir şeffaflık sağladığı Tibet'in, gözlem yapılabilmesi için dünyadaki en ideal yerlerden biri olduğunu belirten Vang, gelecek teleskobun Çin'de şimdiye kadar kullanılacak en gelişmiş teleskop olacağını da sözlerine ekledi.
Uzayı dünyanın çatısından izleyecekler
|
|
Güneş Sistemi'nin 2. büyük göktaşı Pallas'ı yakından inceleyen bilim adamları, bu gök cisminin ilkel bir gezegen olduğuna karar verdiGüneş Sistemi'nin ikinci büyük gök taşı Pallas'ı yakından inceleyen Amerikalı bilim adamları, bu gök cisminin aslında büyük gezegenlerin yapı taşı olan bir "protoplanet" (ilkel gezegen) olduğuna karar verdi.
Los Angeles California Üniversitesi'nden araştırmacılar, Science dergisinde yayımladıkları makalede, Hubble uzay teleskobuyla yaklaşık 600 km genişliğinde ve greyfurt biçimindeki Pallas gök taşı üzerindeki son incelemelerinde bu sonuca vardıklarını belirtti.
Gezegenlerin oluşum teorisine göre, protoplanetlerin, gezegen haline gelme sürecindeki gaz bulutu, kaya ve toz parçacıkları olduğunu belirten bilim adamları, bu gök cisimlerinin yavaşça birbirlerinin yörüngelerine girdiklerini ve aşamalı olarak gerçek bir gezegen oluşturma yolunda birbirleriyle çarpıştıklarını kaydetti.
Araştırmacılar, bu büyük gök taşlarını sadece gezegenlerin yapı taşları olarak değil, aynı zamanda gezegen oluşumunu incelemede bir zamanı durdurma şansı olarak gördüklerini belirterek, Hubble uzay teleskobuyla Pallas'ın boyu ve biçimi konusunda yeni ölçümler yaptıklarını ifade etti.
Bilim adamları, Jüpiter ve Mars arasındaki yörüngede ana asteroid kuşağında bulunan ve adını Yunan tanrıçası Pallas Athena'dan alan gök taşının yüzeyinde gözlemledikleri karanlık ve açık renkli bölgelerin, aynı gezegenlerde olduğu gibi oluşumunda suyun varlığına işaret edebileceğinin altını çizdi.
Pallas'ın üzerinde büyük bir çarpışma izi de gözlemleyen gök bilimciler, bunun bir krater olup olmadığını bilmediklerini, ancak yörüngesinde bir küçük gök taşı ailesinin bulunduğu sonucunu gösterebileceği belirtildi.
1802'de keşfedilen Pallas Güneş'ten 400 milyon km uzakta bulunuyor. Ayın asteroid kuşağındaki Ceres'in 950 km çapı bulunurken, bir başka gök taşı Vesta, Pallas'tan daha küçük olmasına karşın daha yoğun bir kütleye sahip bulunuyor.
Hubble ile yapılan son gözlemle bu üçünün "protoplanet" olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.
|
|
Sirk sahibi ve Kanadalı uzay turisti Guy Laliberte, taktığı palyaço burnu ile bir buçuk haftalık uzay seyahatinden döndü. Milyarder turist, 24 milyon Euro harcadığı seyahatinin unutulmaz olduğunu söyledi.''Cirque du Soleil” adlı sirkin kurucusu Kanadalı milyarder Guy Laliberte'yi taşıyan Soyuz kapsülü, Uluslararası uzay İstasyonu'ndan kalkışından birkaç saat sonra Kazakistan'ın kuzeyinde Arkalık bölgesi yakınındaki geniş bozkıra planlandığı gibi sorunsuz bir şekilde pazar sabahı indi.
Amerikalı ve Rus iki astronotun eşliğinde 30 Eylül'de Uluslararası Uzay İstasyonu'na hareket eden Laliberte, uzay macerası için tam 24 milyon Euro harcadı.
Uzayda gösteri yapmıştı
Laliberte, aynı zamanda su kaynaklarının dikkatli kullanılması yönünde çalışmalar yapan “Bir Damla” adlı vakfın da kurucularından. 50 yaşındaki Guy Laliberte, yeryüzünde azalan su kaynaklarına dikkat çekmek ve su kaynaklarının korunması konusunda bilincin artırılması amacıyla Uluslararası Uzay İstasyonu'nda gösteri düzenlemişti.
Laliberte'nin internetten yayınlanan gösterisine 5 kıtadan 14 kentte, U2, Shakira ve eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore gibi tanınmış kişi ve grupların da aralarında olduğu çok sayıda kişi ve grup da destek vermişti.
Uzaya gitmenin ve Uzay İstasyonu'nu ziyaret etmenin muhteşem bir yolculuk olduğunu belirten Laliberte, uzayda yaşadığı en tehlikeli şeyin, yerçekimsiz ortamda dolaşırken bir günde üç kez başını çarpması olduğunu söylemişti.
Uluslararası Uzay İstasyonu'nda nöbet değişimi
Bu arada Uluslararası Uzay İstasyonu'nda önemli bir görev değişimi gerçekleşti. Avrupa Uzay İstasyonu, 48 yaşındaki Belçikalı Frank de Winne'nin ilk Batı Avrupalı astronot olarak İstasyon'un yönetimini devraldığını açıkladı.
1 Aralık'a kadar bu görevi sürdürecek olan Winne, komutayı daha sonra Amerikalı astronot Jeffrey Williams'a devredecek.
Milyarder uzay turisti Dünya'ya döndü
|
|
2068 dünya için kıyamet tarihi olabilir.Amerikalı astrofizikçiler, Apophis göktaşının 2036'da Dünya'ya çarpma olasılığının azaldığını belirtirken, aynı göktaşının 2068'de çarpması olasılığının ise arttığını bildirdi.
Amerikan Havacılık ve uzay Dairesinin (NASA) yeni hesaplamalarına ve yayımladığı sonuçlara göre, 2004’te keşfinden bu yana kamouoyunda büyük ilgi toplayan 2,5 futbol sahası büyüklüğündeki Apophis göktaşının 2036’da Dünya’ya çarpması olasılığı iyice azaldı.
NASA’nın California Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Steve Chesley ve Palu Chodas’ın yeni teknikler ve veriler temelinde yaptıkları hesaplamalara göre, 2036’da göktaşının Dünya ile çarpışması olasılığı 45 binde birden, 250 binde bire indi.
Çalışmalarını bugün Porto Riko’da yapılacak Amerikan astronomi Birliği toplantısında sunacak olan astrofizikçiler, Apophis’in Dünya’ya 2029’da çarpması olasılığını yüzde 2,7 olarak hesaplamış, ancak daha sonraki hesaplamalar o yılda bir çarpışmanın olanak dışı olduğunu göstermişti.
Buna karşın, göktaşı 13 Nisan 2029’da Dünya’dan sadece 22 bin 208 km uzaktan geçecek. Bunun daha önce modern zamanlarda gözlemlenmediği ve bu uzaklığın iletişim ve meteoroloji uydularından biraz daha yakın olduğu belirtiliyor.
Apophis’in 2068’de Dünya’ya çarpması olasılığı konusunda henüz bir veri açıklanmadı.
Apophis’in yörüngesiyle ilgili son hesaplamaların büyük bölümü, Hawaii Üniversitesi Astoronomi Enstitüsünden gökbilimci Dave Tholen ve ekibi tarafından yapılan gözlemler ışığında hayata geçirildi.
Kıyamet tarihi 2068 mi
|
|
NASA, Satürn'ün etrafında şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte bir halka tespit etti. Halkanın çok büyük olduğu ve 1 milyar Dünya'yı içine alabileceği kaydedildiAmerikan uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Satürn'ün etrafında şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte bir halka tespit etti.
NASA'dan yapılan açıklamada, Spitzer Uzay Teleskobunun keşfettiği ince halka şeklinde buz ve toz parçacıklarından oluşan halkanın, Satürn sisteminin en dışında bulunduğu ve yörüngesinin gezegenin ana halkasının düzlemine 27 derece eğimli olduğu belirtildi.
NASA yetkilisi Whitney Clavin, halkanın çok dağınık olduğunu ve gözle görülür ışıkları yansıtmadığını, ancak kızılötesi (infrared) Spitzer teleskobunun halkayı tespit ettiğini söyledi.
Clavin, halkadaki tozlar çok soğuk (eksi 316 Fahrenheit) olmasına rağmen, halkanın termal radyasyonla parladığını belirterek, şimdiye kadar hiç kimsenin kızıl ötesi alet kullanarak halkanın yerini göremediğine dikkat çekti.
Satürn'ün yeni keşfedilen halkasının madde kütlesinin başlangıcının gezegene 5,95 milyon kilometre uzaklıkta bulunduğu, sonunun uzaklığının ise 11,9 milyon kilometreye kadar uzandığı bildirildi.
NASA yeni bulunan halkanın çok büyük olduğunu ve 1 milyar Dünya'yı içine alabileceğini kaydetti.
Satürn'ün uydularından Phoebe'nin yörüngesinin halkanın içinde olduğu ve uydunun halkadaki maddelerin kaynağı olduğuna inanıldığı bildirilerek, halkanın ayrıca bir tarafı parlak diğer tarafı karanlık olan diğer uydu İapetus'un esrarını çözmede yardımcı olabileceği kaydedildi.
Halkanın dönüş yönünün Phoebe ile aynı, İapetus'un ters yönde olduğu kaydedilerek, bilim adamlarının en dıştaki halkanın İapetus'un içine doğru hareket ettiğini ve uyduya çarptığını düşündüğü vurgulandı.
Maryland Üniversitesinden Douglas Hamilton, astronomların Satürn'ün dıştaki uydusu Phoebe ile İapetus'daki kara madde arasında bağlantı bulunduğundan şüphe ettiklerini ifade ederek, "bu yeni halka ilişkiyle ilgili inandırıcı kanıt sağlıyor" dedi.
Son halka keşfedilmeden önce Satürn'ün 7 halkası bulunduğu biliniyordu. ABD'nin California eyaletindeki Pasadena kentinden 2003 yılında uzaya gönderilen Spitzer, Dünya'dan 106,2 milyon kilometre uzaklıkta ve güneşin çevresinde yörüngeye oturtulmuştu.
ntvmsnbc
|
|
Ay'a malzeme ve teçhizat taşımanın yüksek maliyetinden ötürü, bilim adamları burada kullanılacak barınakların Ay toprağından yapılmasını planlıyor.ABD'nin New Mexico eyaletinde yayımlanan The Albuquerque Journal'ın haberine göre, Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim adamları, Ay'a yarım kilodan az ağırlıkta (453 gram) malzeme ve eşya taşınmasının maliyetinin 1 milyon doları bulduğunu belirterek, bu maliyeti düşürmek için Ay'da konutların veya barınakların burada varolan malzemelerden yapılabilmesi olasılığını araştırdıklarını kaydettiler.
Prairie View A&M Üniversitesi Radyasyon Mühendisliği ve Uzayın Keşfi için Bilim Merkezi'nde (CRESSE) çalışan araştırmacılar, bu amaçla daha önceki Ay seyahatlerinden getirilen numuneleri analiz ederek, Ay toprağının benzerini oluşturduklarını ve bu malzemeyle barınak inşa etmenin mümkün olup olmadığını görmek istediklerini söylediler.
Ay toprağının benzeri malzemenin yüksek yoğunluklu poletilen ile birleştirilerek, radyoaktiviteye karşı korunaklı barınaklar inşa etmeyi amaçladıklarını belirten Amerikalı bilim adamları, NASA'nın özellikle astronotları güneş fırtınalarından koruyacak bir barınakla ilgilendiğinin altını çizdiler.
2020'den sonra Ay'a ve ötesine insanlı seferler yapma planları, bundan beş yıl önce dönemin Amerikan Başkanı George W. Bush tarafından, Amerika'yı uzay yarışında yeniden bir numara yapmak iddiasıyla açıklanmıştı.
Ay barınakları Ay toprağından yapılacak
|
|
Uzaya giden 6. insan unvanını taşıyan Pavel Popoviç, 78 yaşında öldü.Rusya kozmonot eğitim merkezinden Boris Yesin, Popoviç'in bugün Kırım yarımadasındaki sahil kenti Gurzuf'ta beyin kanaması sonucu öldüğünü söyledi.
Sovyetler Birliği içinde yer aldığı dönemde Ukrayna'da doğan Popoviç, uzaya ilk olarak Vostok-4 kapsülü ile Ağustos 1962'de tek başına gitti.
Popoviç, başka bir Sovyet kozmonottan bir gün sonra uzaya gitmiş ve böylece insanlık tarihinde ilk kez iki kişi aynı anda uzayda seyahat etmişti.
Uzaya Ağustos 1963'te ikince kez giden Popoviç, 1974'te ise iki kişilik Soyuz-14'ün komutanı olarak uzaya çıktı. Salyut uzay istasyonuna yapılan bu yolculuk 15 gün sürdü.
6. insan öldü
|
|
Ağırlığı 1 kilodan az olan küp uydu, saniyede 7.5 kilometre hız yapacak. Dünya'nın çevresini 90 dakikada dönüp kıtasal fotoğraf çekecek.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından Türkiye’de üretilen ilk uydu olan “İTÜpSAT1” uzaydaki yörüngesine yerleşti. Böylece Türkiye ilk defa kendi imkanlarını kullanarak uydu haberleşme projesini başarmış oldu.Türkiye saatiyle 09.21’de Hindistan Uzay Araştırmaları Kurumu (ISRO) tarafından Sriharikota Kenti’nden PSLV C-14 roketi ile uzaya fırlatılan İTÜpSAT1, yine Türkiye saati ile 09.41’de yerden 720 kilometre yüksekteki yörüngesine ulaştı. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Ünal, çok heyecanlı olduklarını dile getirirken, Türkiye’de üretilen ilk uydu olan İTÜpSAT1’in dünyadan 750 kilometre uzaklıktaki kutupsal yörüngede yerini aldığını aktardı. Küp şeklindeki uydu, yörüngesinde saniyede yaklaşık 7.5 kilometre yol alarak dünyayı yaklaşık 90 dakikada bir dönecek ve dünyanın kıtasal fotoğraflarını çekecek. Türkiye uydusuna ek olarak Hindistan tarafından üretilen Oceansat-2 uydusu yanında 4 Alman ve 1 İsviçre uydusunu da yörüngeye götüren PSLV C-14 roketinin fırlatılışı, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nden canlı izlendi.
Türkiye’nin prestiji
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nde yüksek lisans öğrencileri tarafından yapılan küp şeklinde 1 kilogramdan düşük ağırlıktaki İTÜpSAT1 adlı uydu hakkında İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Fevzi Ünal’ın bu konuda verdiği bilgiler şöyle: “TÜBİTAK tarafından desteklenen ‘Piko Uydu Tasarımı Projesi’ kapsamında öğrenciler tarafından kenarları 10’ar santimetre olan küp şeklinde bir uydu yapıldı. Üzerindeki düşük çözünürlüklü kamera ile kaydettiği görüntüleri üniversitedeki laboratuvara gönderecek. Uzaydaki yerini alan bu uydu sadece üniversitemiz için değil, Türkiye için de çok prestijli bir görevi yerine getirecek. Öğrencilerin yapmış olması bakımından bu uydu Türkiye için bir ilktir.”
Sırada nano uydu var
İTÜ Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan da, proje hakkında şu bilgileri verdi: “Uluslararası Küpsat Projesi’ne 2005’te dahil olduk. Projenin amacı, Kaliforniya Politeknik Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi önderliğinde özellikle öğrencilerin uzaya yönelik deneyimlerini gerçekleştirmeleri. Bugüne kadar çeşitli ülkelerden üniversite öğrencileri tarafından onlarca uydu uzaya gönderildi. Bu tür uyduların ömürleri genellikle 6 ay. Ancak ekonomik olması için teknoloji artık küçük uydulara kaymaya başladı. Sonraki amacımız küp şeklinde nano bir uydu yapmak.”
Altyapısına 1.4 milyon dolar harcandı
Prof. Fevzi Ünal’ın verdiği bilgilere göre, planlamasına 3 yıl önce başlanan uydunun yapımı 150 bin dolar, fırlatılması 60 bin Euro (89 dolar) ve roket fırlatma ile uydu altyapısı 1 milyon Euro’ya (1 milyon 482 bin dolar) mal oldu. Tübitak 1001 programı tarafından da desteklenen proje bütçesi önemli bölümünün İTÜ tarafından sağlandığı belirtildi.
Her 1-2 saatte bir Türkiye üzerinde olacak
* İTÜpSAT1’in üst kısmı altın kaplamalı alüminyumdan oluşuyor. Güneş enerjisinden pillerini şarj edebilmesi için etrafından güneş paneli bulunuyor. Uydunun en alt katında bilgisayar sistemi, onun üstünde güç, en üstte görev yükü bulunuyor.
* Uydu bir VGA kameraya sahip. Bu sayede kıtasal ölçekte fotoğraf çekilebilecek. Bu resimleri İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nde proje ekibi tarafından kurulan yer istasyonuna iletecek.
* Sıcaklık, ivmelenme ve diğer bilgiler de düzenli olarak aktarılacak. Uydu, Türkiye üzerinden geçerken, bağlantı kurulacak.
* Uydu yörüngesine oturduktan sonra 1-2 saatte bir Türkiye’nin etrafında tur atacak ve günde 4-5 kez iletişim kurulacak. Her iletişim süresi ortalama 10’ar dakika olacak.
İTÜ uzaydan yayına geçti
|
|
Gökbilimciler uzayda Dünya'ya çok benzeyen bir gezegen keşfetti.Avrupalı gökbilimciler, bu yılın başında keşfettikleri bir gezegenin Dünya'ya çok benzeyen kayalık bir yüzeye sahip olduğunu açıklarken, bu yeni buluş uzayda hayat olup olmadığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Astronomy and Astrophysics dergisine göre, Güneş Sistemi dışında keşfedilen en küçük gezegen olan Corot-7b, Dünya ile benzer özelliklere sahip. Astronomların defalarca yaptıkları gözlem ve ölçümlerde, Corot-7b'nin yoğunluğunun Dünya gibi kayalık olduğunu ispat ettiği görüldü.
Corot-7b, Avrupa uzay Ajansı tarafından Aralık 2006'da yörüngeye fırlatılan COROT uydu teleskopuyla keşfedilmişti.
Araştırma ekibine başkanlık eden Cenevre Üniversitesi'nden Didier Queloz, bu bilinen ilk kayalık dış gezegenin çevresinin Dünya'dan yüzde 80 daha geniş, beş kat daha ağır olduğunu belirtti.
Ancak Queloz uzayda hayat olup olmaması konusunda yine de temkinli. Bilimadamı, "Dante'nin Cehennemi" diye tanımladığı gezegenin yüzey sıcaklığının 1,000 ile 1,500 santigrat derece olduğunu, bunun da bilinen anlamda yaşama olanak tanımadığının altını çizdi.
YENİ GEZEGENİN ÖZELLİKLERİ
Yeni gezegen, güneşi çevresinde saatte 750 bin km hızla 20 saat sürede dönüşünü tamamlıyor. Dünyanın güneşine en yakın gezegen Merkür ise Güneş etrafında dönüşünü 88 günde bitiriyor.
Dünya'nın Güneşi çevresinde döndüğü gibi başka yıldızların yörüngesinde gaz devi 330 civarında dış gezegen keşfeden bilim adamları, bunların büyük bölümünün Yerküre'den 17 kat büyük Neptün gezegeniyle benzerlik taşıdığına işaret ediyor.
Dünyanın komşusu gökadada bulunan yeni gezegen, güneşinden sadece 2.5 milyon km, Dünya'dan ise 500 ışık yılı uzakta yer alıyor.
Keşiflerini "süper Dünya" dış gezegen kategorisine sokan bilim adamları, ilk kez bu kadar küçük bir dış gezegenin yoğunluğunun ölçüldüğünü ve bulguların, böylesine küçük bir gezegenin kütle ve yoğunluğu konusunda somut kanıtlar sunması açısından önemli olduğunun altını çiziyor.
Fransız Uzay Kurumunun başını çektiği COROT projesi, ESA, Avusturya, Belçika, Almanya, İspanya ve Brezilya'nın katkılarıyla yürütülüyor.
Uzayda yaşam belirtisi
|
|
Amerikan uzay kurumu NASA, Ay seyahatinde kullanılacak yeni yüzey aracı Lunar Electric Rover'ı (LER) Arizona çölünde başarıyla denedi.ABD'nin prestijli üniversitesi Massachussets Institute of Technology tarafından yayımlanan Technology Review dergisinde yer alan habere göre, her yıl düzenlenen Çöl araştırma ve teknoloji Çalışmaları (Desert Research and Technology Studies- D-RATS) etkinlikleri çerçevesinde Arizona çölündeki Black Point Lava Flow bölgesinde denemeleri yapılan küçük bir pikap boyutlarındaki Ay aracı, 12 tekerleğiyle her yöne ve çok küçük açılarda dönebiliyor.
Yüzeyin yakından görülebilmesi için eğimli bir kokpite sahip yeni ay aracı, batarya veya yakıt hücre teknolojisiyle çalışabiliyor.
Yeni ay aracı ayrıca iç mekanının basınçlı olması sayesinde astronotların güven içinde ve daha yakından Ay yüzeyini inceleyebilmelerine olanak tanıyor.
4 ton ağırlığında, 20 beygirlik motora sahip yeni araç 30 derece eğimli tepelere kolaylıkla tırmanabiliyor ve bir metre yüksekliğindeki kayaları aşabiliyor.
LER isimli aracın güneş veya toz fırtınası sırasında sığınak olarak da kullanılabilecek çok dayanıklı bir kabini bulunuyor. Astronotlar ayrıca aracın Chariot adı verilen şasisini keşifler sırasında veya yük taşımak için, kendileri ya da uzaktan kumandayla da kullanabiliyor.
Çölde 14 gün süreyle yapılan denemeler sırasında LER isimli araç 142 km yol aldı ve senaryo gereği kayıp astronotları bir saatten az bir sürede bulmak için özel hazırlanmış bir navigasyon yazılımı kullanarak kayıp mürettebatı arama ve bulma tatbikatı yaptı.
Denemeler ve tatbikat sırasında iki ayrı LER daha kullanıldı.
Apollo programı sırasında, Ay aracının bozulması halinde astronotların yürümek zorunda kalmalarına karşılık, Ay seyahati sırasında aynı anda en az iki Ay aracı bulunduracak NASA'nın planlarına göre, astronotlar içinde bulundukları araçta güvenli şekilde ikinci araç tarafından kurtarılmayı bekleyebilecek.
LER aracının 214 km menzili bulunuyor.
2007'de geliştirilmeye başlanan aracın yakında tüm denemelerinin tamamlanması ve kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor.
Çöl koşullarının Ay'daki koşullara benzemesinden ötürü deneme yeri olarak Arizona çölü seçildi.
NASA yeni ay aracını denedi
|
|
Amerikan Uzay ve Havacılık Kurumu'nun (NASA) kullandığı uzay mekiklerinin "emekliye ayrılmasından" sonra insanlı uzay uçuşlarında kullanılacak Orion kapsülünü fırlatmaya yarayacak Ares 1 roketinin ilk denemesi başarılı oldu
NASA'nın açıklamasında, ABD'nin batısındaki Utah eyaletinde bulunan Promontory uzay üssünde yapılan ve 2 dakikadan fazla süren füzenin motor denemesinin başarıyla sonuçlandığı belirtildi.
Bu denemenin 27 Ağustosta yapılması planlanıyordu, ancak son dakikada motordaki bir arıza nedeniyle ertelenmişti.
NASA, Ares 1 füzesinin ilk test uçuşunu Cape Canaveral'daki Kennedy uzay üssünden 31 Ekimde yapmayı öngörüyor. Bu denemenin başarılı olması halinde bile NASA'nın şu ana kadar 7 milyar dolar harcadığı Ares 1'in kaderi belirsizliğini koruyacak.
ABD Başkanı Barack Obama'nın görevlendirdiği uzmanların, ayrılan bütçe ve mevcut teknolojinin uzayın insanlı uçuşlarla keşfi için yetersiz olduğu yönündeki değerlendirmesi üzerine ABD'nin Orion projesinin ertelenebileceği belirtiliyor.
Amerikan uzay kurumu NASA, yıllık 18 milyar dolarlık bütçesinin yaklaşık 10 milyar dolarını, mekiklerle insanlı uçuş ve yerlerini alacak Ares 1 füzesi ile Orion kapsülünün geliştirilmesine ayırıyor.
NASA'nın yeni nesil roket sistemi
|
|
Gezegenler ve uyduları arasındaki çekim alanının dengelendiği noktaları izleyen uzay araçları ucuz ve hızlı ilerleyebilir.ABD’li astronomlar gezegen ve uydularının aralarındaki çekim alanlarının daha hızlı ve ucuz seyir sağlayacak koridorlar oluşturabileceğini belirledi. uzay araçlarının bu manyetik koridorlarda yolculuğunu simüle eden ekip, kıvrımlı ve düşük anerjili bu patikaların haritasını çıkaracak.
Başkayan proje çerçevesinde gezegen ve uyduları arasındaki çekim alanları tespit edilip enerji yoğunlukları ölçülmeye çalışılacak. Buna bağlı olarak bazı koridorlaraki çekim alanlarından faydalanarak uzay raçlarının daha hızlı ve az yakıt tüketerek seyretmesi sağlanabilecek.
Bu koridorlar Lagrange noktası olarak bilinen ve iki cismin birbirine uyguladığı çekim kuvvetinin tam eşitlendiği noktaların birleşmesinden oluşuyor. Virginia Tech Üniversitesi’nden Prof. Shane Ross, bu denge noktalarında çekim enerjisinin çok düşük olduğunu, bu sayede oradan geçen biruzay aracının daha az yakıtla daha hızlı gidebileceğini söyledi.
Ross şöyle devam etti: Bu ‘düşük enerji alanlı tüpler’ oldukça dar başlıyor ancak ilerledikçe genişleyip çatallanabiliyor. Bu yolu takip ettiğinizde yakıt sarfiyatı 10’da birine düşebilir. Örneğin Jüpiter’in uyduları arasında bedavaya dolaşmak mümkün.
Uzay yolları
|
|
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA Hubble teleskopu tarafından çekilen yeni resimleri yayınladı. Teleskop mayıs ayında astronotlar tarafından bakımdan geçirilmişti.Astronotlar teleskopa geniş açılı yeni bir mercek ile uzak cisimlerden gelen ışığı inceleyebilecek yeni bir alet yerleştirmişti.
Bilimadamları Hubble’ın yeni haliyle eskisinden 10 kat fazla cismi inceleyebildiğini belirtiyor.
NASA’nın son yayınladığı fotoğraflardan birinde, ölmekte olan bir yıldızdan yayılan kelebek şeklindeki ışık hüzmesi yer alıyor. 19 yıllık teleskopun gönderdiği fotoğraflar bilim adamlarının evrenin sırlarını anlamasına yardımcı oluyor.






Hubble'ın çektiği son resimler
|
|
Süper yoğun bir kara deliğe sahip galaksinin evrenin oluşumundan sonraki erken dönemlerde oluştuğu sanılıyor.Süper yoğun bir kara deliğe sahip en uzak galaksi tespit edildi. Galaksinin evrenin oluşumundan sonraki erken dönemlerde oluştuğu sanılıyor.
Royal Astronomy Society’nin bu ayki bülteninde ayrıntıları yayımlanacak olan bulgulara göre samanyolu kadar büyük olan galaksi 12.8 milyar ışık yıl uzakta ve güneşimizin yaklaşık bir milyar katı yoğunlukta dev bir kara deliğe ev sahipliği yapıyor.
Evrenin 13.7 milyar yaşında olduğu ve galaksinin ışığının Dünya’ya yeni ulaştığı düşünüldüğünde, galaksinin evrenin oluşumundan kısa süre sonra doğduğu tahmin ediliyor.
Elde ettikleri bulguları şaşırtıcı bulan araştırmacılar evrenin bugünkü yaşının henüz sadece 16’da birini tamamladığı bir zamanda böylesi dev bir galaksinin mevcut olmasını açıklamaya çalışıyor. araştırma ekibinin üyelerinden, Hawaii Üniversitesi öğretim görevlisi Tomotsugu Goto, galaksinin ve barındırdığı süperyoğun kara deliğin çok hızlı şekilde oluşmuş olması gerektiği kanısında.
Son keşife kadar bilinen en uzak galaksi 12.5 milyar ışık yılı mesafedeydi ve 2005 yılında tespit edilmişti. Bilinen en uzak kara delikse 2007’de tespit edilmişti ve galaksimize uzaklığı 13 milyar ışık yılı olarak hesaplanmıştı.
Kara delik barındıran en uzak galaksi bulundu
ntvmsnbc
|
|
Çinli bilim adamlarının, bu yazki güneş tutulması sırasında 40 dakika boyunca bir UFO'nun görüntüsünü çektiği bildirildi.Nanjing'deki gözlemevinde çalışan bilim adamları, bu kadar uzun süreli bir UFO görüntüsünün, tanımlanamayan uçan nesnelerin varlığına dair uzun zamandan beri beklenen kanıt olması ihtimali üzerinde duruyor.
Güneş tutulması sırasında görüntüleri çeken bilim adamları, görüntülerdeki nesnenin mahiyetiyle ilgili bir yıl sürecek bir araştırma başlattıklarını söyledi.
Daily Mail'deki habere göre, uçan nesneyi gören ve görüntüleyen sadece Bilim adamları değildi. 22 Temmuzda Guandong iline bağlı Deqing'de çatıdan güneş tutulmasını izleyen onlarca öğrenci de aynı şeye şahit oldu.
Öğrenciler, UFO'nun renk değiştirdiğini, başlangıçta canlı mavi renkte olduğu halde daha sonra karardığını söyledi.
Çin UFO yakaladı
|
|
NASA’ya ait Mars Keşif Uydusu’nın çektiği yüksek çözünürlüklü telekopik fotoğraflar, Kızıl Gezegen’in yüzeyindeki oluşumları şaşırtıcı detaylarla gözler önüne serdi.NASA tarafından yayımlanan yeni fotoğraflar, Mars Keşif Aracı (Mars Reconnaissance)tarafından yapılan 1500’den fazla teleskopik gözlem sırasında HiRISE (High Resolution Imaging Science Experiment) kamerası tarafından çekildi.
Bilimciler, gezegenin geçen birkaç milyon yıl içinde geçirdiği iklim değişimlerinin izlerinin fotoğraflarda açıkça görüldüğünü belirtiyor.
Mars’ın ekvatoru boyunca uzanan binlerce kilometre uzunluğundaki kanyonlar dizisi ve vadilerde gözlenen mineral çökeltiler, bu bölgelerde milyonlarca yıl önce bazı yaşam formlarının var olmuş olabileceği düşüncesini destekliyor.
Nisan ve Ağustos 2009 ayları arasında kaydedilen fotoğraflar yaklaşık 1 metrelik detaya kadar görüntüler içeriyor.
Bu fotoğraf, Mars’ın Coprates bölgesindeki bir krateri gösteriyor. Dev bir parmak izine benzeyen oluşum bu şeklini, bilimcilere göre suyun buharlaşması sonrası biriken çökeltilere borçlu.
Hale Krateri’nin kenarında milyonlarca yıl önce suyun açtığına inanılan oluklar.
Izgara deseni, Mars’ın kutuplarından birinde karbondioksit tarafından yaratılmış buzul başlığında yer alıyor.
Eski bir nehir yatağı olabilir. Ladon Vadisi’nin batısındaki dolgulu kanalları gösteren fotoğraftaki yer şekilleri bir zamanlar buranın bir nehir yatağı olabileceğini düşündürüyor.
Kızıl Gezegen'i hiç böyle görmemiştik
Reuters
|
|
İngiliz bilim dergisinde yayımlanan bir makaleye göre, en yakın komşu gök ada, Andromeda galaksisi tarafından soğrulan veya parçalanan cüce galaksi kalıntıları, galaksilerin "yamyamlıkla" genişledikleri modelini doğruluyor.Kanada Victoria'daki Herzberg Astrofizik Enstitüsünden Alan McConnachie ve meslektaşları Nature dergisindeki makalelerinde, "M31'in (Andromeda'nın diğer adı) gelgit etkisi tarafından tahrip olan cüce galaksilerden geriye kalan yıldız ve gök cisimleri tespit ettik" ifadesini kullandılar.
Gözlem sırasında elde edilen görüntülerin, Andromeda'nın şiddet dolu geçmişi ve en çok bilinen uydu komşusu "Üçgen" ile ilişkileri konusunda büyük bilgi sağladığı yorumunu yapan bilim adamları, Andromeda'nın ortasındaki diskin çevresinde yer alan yoğun bölgede, ortaya çıkmaları için yeterince gaz yoğunluğu bulunmamasından ötürü tam oluşmamış yıldızlar keşfettiklerini belirttiler.
Üçgen adlı galaksinin de, "M31 ile son karşılaşmalarının kanıtlarını taşıyan" yıldızsal bir yapı ile çevrili olduğunu ve milyonlarca yıldızın Üçgen'in dışına püskürtülmüş halde bulunduğunu belirten astronomlar, bu "karşılaşmanın", 2 milyar yıldıza sahip Üçgen'in, 100 milyar yıldızı bulunan dev komşusu Andromeda'ya "sadece" 130 bin ışık yılı yaklaşmasıyla birkaç milyar yıl önce meydana geldiğini tahmin ediyorlar.
Gök bilimcilere göre, bu geçiş sırasında Andromeda'nın diskinin de karışması, Üçgen'in devasa komşusunu beslediğini gösteriyor.
Astronomlar, bu durumun, daha küçük galaksilerin galaksilere katılımıyla, "galaksilerin hiyerarşik oluşum modeli" ilkesini doğruladığını belirtiyorlar.
Uluslararası astronom ekibi, Andromeda'nın samanyolu'nun 2,5 milyon ışık yılı (1 ışık yılı: 9 bin 500 milyar km) uzağında bulunan "banliyösünü" gözlemlemek için Kanada-Fransa-Hawai teleskobunu kullandılar.
Uzayda büyük balık küçük balığı yutuyor
|
|
Cansız bedeni incelendikçe tuhaflıklar birbirini izledi. Kimine göre uzaylı, kimine göre henüz keşfedilmemiş bir hayvan türüMeksika'da 2007'de bir çiftçi tarafından bulundu ve öldürüldü. Cansız bedeni incelendikçe tuhaflıklar birbirini izledi. Kimine göre uzaylı, kimine göre henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü. bilim adamları ise "DNA'sı yok" diye şaşkın. Kimine göre ise her şey tartışmalı. Ne var ki şimdilerde bir ikinci "yaratıktan" daha söz ediliyor.
Meksika'da ikinci bir uzaydan geldiği düşünülen yaratığın görüldüğü konuşuluyor.
İşçi Francisco Garcia:"Yaşayan ikinci bir yaratık gördüm. Gördüğüm 70 cm. boyunda bir insancıktı. Onu çiftlik kapısından çıkarken gördüm, sonra hızlıca oradan uzaklaştı" dedi. İlk yaratık, Meksika'da 2007 yılında bulunduğunda büyük bir şok yaşanmıştı.
Çeşitli incelemeler sonunda bazı UFO uzmanları bu yaratığı 'uzaylı' olarak nitelendirirken, bazı uzmanlarsa yaratığın henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü olabileceğini savunuyor: Yakalanan ilk yaratık üzerine yapılan dna testlerinden herhangi bir sonuç çıkmadı.
ild am SONNTAG' gazetesi muhabiri Michael Remke, yaratığı görmek için Meksika'daki Metepec kentine gitti. İzlenimlerini aktarırken, "Göz çukurları, insan üzerinde korkutucu bir etki yaratıyor" ifadesini kullandı.
Veteriner Marco Salazar, yaratığı bulan çifçinin, bir anlık korkuyla onu boğarak öldürmesinin hemen ardından inceleme fırsatına sahip olduğunu anlatırken "Şu ana kadar her türden hayvanı görme imkanım oldu, ama böyle bir şey daha önce hiç görmemiştim" dedi.
Etobur bir hayvanın diş yapısına sahip bu yaratığın; aynı zamanda kafatasının yapısı itibariyle de diğer hayvanlara göre daha zeka seviyesine sahip olduğu düşünülüyor. Diş yapısı, kertenkeleye benzeyen yaratık; eklem ve iç kulakları yapısıyla insana benzediği söyleniyor.
Dört ayrı labaratuvarda en modern tekniklerle DNA yapısı çözülmeye çalışıldı ancek bir sonuç alınamadı. Uzmanlar "DNA'sı yok. Ya da var ama bu tekniklerle biz inceleyemiyoruz" diyor.
Bulunan yaratığın hücre testlerinde, bedenini ince bir deri tabakasının kapladığı ve daha önce tanımlanmamış, ilkel yaratıklara göre çok daha gelişmiş gözlere ve iç kulağa sahip olan bir canlı olduğu kaydedildi.
Çiftçinin yaratığı öldürmeden önce fotoğraflarını çektiği ve bu fotoğrafların yakında yayınlanacağı bildiridi.
Dünya Bu Yaratığı Konuşuyor, Yoksa Uzaylı mı
|
|
2029 yılında Dünya'ya çarpması beklenen dev meteor böyle engellenecek...İngiliz bilim adamları, 2029’da Dünya’ya çarpacağı tahmin edilen dev meteoru durdurmak için “Yerçekimi traktörü” isimli bir uzay gemisi tasarladı.
Hollywood filmi Armageddon’daki gibi Dünya’ya çarpacak ve gezegeni parçalara bölecek bir meteoru engellemek isteyen uzmanlar, meteorun yörüngesini yerçekimiyle değiştirip onu dünyaya çarpmadan başka bir yöne çevirecek ‘traktör’ü icat ettiler. Aracın, 20 yıl içinde inşa edilip meteor gelmeden hazırlanması planlanıyor.
Dünya’yı bir traktör kurtaracak
|
|
Hollanda Ulusal Müzesi’nin deposunda saklanan ‘Ay taşı’nın aslında Ay’dan gelmediği ve taşlaşmış ağaç parçasından başka bir şey olmadığı ortaya çıktı.Sahte Ay taşı Apollo 11 astronotları tarafından, uzay seyahati ertesinde Hollanda’ya yaptıkları gezide zamanın Hollanda Başbakanı’na hediye edilmişti.
‘Ay taşı’nı bilimsel analizden geçiren uzmanlar cismin aslında taş görünümlü sertlemiş ağaç kütlesi olduğunu ortaya çıkardı. Rijksmuseum yetkilileri de Apollo 11’in uzay seyahatinden hemen sonra bu kadar önemli bir bulgunun Hollanda’ya hediye edilmesinin o zaman da şaşırtıcı bir olay olduğunu belirtti.
Ay taşı, Rijksmuseum’un bugüne kadar en önem verdiği neslerin arasındaydı. Müze sözcüsü Xandra van Gelder, ‘kopya’nın yine de saklanacağını ve olay hakkında bazı sorulara yanıt aranacağını söyledi.
Gerçek görüntüler, fotoğraflar ve saray hakkında ayrıntılı bilgi bulunan site, aynı zamanda 725 bin metre karelik alanı üç boyutlu olarak gezme imkanı sunuyor.
Dünyada halen ayakta kalan en büyük saray olan Yasak Şehir, Ming Hanedanlığı'nın ortalarından Çing Hanedanlığı'nın sonuna kadar (1421-1911) 27 imparatora ev sahipliği yaptı.
Yaklaşık 725 bin metre kare alanı kaplayan Yasak Şehir, güneyden kuzeye yaklaşık bin metre uzunluğunda, doğudan batıya yaklaşık 800 metre genişliğinde. Dört tarafı, 10 metreyi aşkın yükseklikteki duvarlarla çevrili olan Yasak Şehir, 1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi'ne alındı.
Ay taşı meğer tahtaymış
|
|
İtalyan astronom ve matematikçi Galilei Galileo kendisini bilim dünyasında ölümsüzlüğe kavuşturan ancak başını da derde sokan yeni icadını 400 yıl önce bugün sergiledi.
Bundan tam 400 yıl önce, 25 Ağustos 1609’da, ünlü İtalyan matematikçi ve astronom Galilei Galileo yeni yaptığı teleskobunu Venedikli tüccarlara tanıttı.
Bazı tüccarlardan ufak tefek ‘sponsorluk’katkısı temin eden Galileo, kısa süre sonra yeni teleskobuyla en büyük keşiflerini yapmak üzere gözküyüzü taramaya başlamıştı. Ancak şahit oldukları daha sonra başını Katolik Kilisesi’yle belaya sokacaktı.
Galileo’nun ilk farkettiği Ay’ın da Dünya gibi küresel bir gök cismi olduğuydu. Sonra Jüpiter’in uydularını gördü, Venüs’ün güneşe göre konumunua bağlı olarak ‘gölgelendiğini’ keşfetti. Yani bu gezegenler Dünya’nın değil Güneş’in etrafında dönüyordu ki bu keşif Katolik Kilisesi’nin öğretileriyle tehlikeli şekilde ters düşüyordu.
Aynı şekilde, Kilise tarafından öğretildiğinin tersine, Güneş’in ‘mükemmel’ olmadığını da çözdü. Bugün pek hatırlanmasa da, Samanyolu’nun devasa bir yıldızlar kümesi olduğunu da ilk farkeden Galileo idi.
Mercekli teleskopların atası olarak kabul edilen ve ilk olarak 1608 yılında Hollandalı bir gözlük yapımcısı olan Lippershey tarafından tesadüfen bulunan teleskobu geliştirerek, ilk astronomi gözlemleri için kullanan ve bilim dünyasının hizmetine sunan Galileo'nun teleskobu, uzun bir tüp içine yerleştirilen aynı odağa sahip iki mercekten oluşuyordu.
Galileo'nun teleskobunun 400. yıldönümü dolayısıyla Google arama motoru da açılış sayfasına bu teleskobun bir logosunu koyarak, kullanıcılarını bilgilendirmeye çalıştı.
Galileo’nun teleskobu 400 yaşında
|
|
Astronomların gündeminde Venüs gezegeninde giderek büyüyen parlak leke ve Plüton'un statüsü varHOUSTON - Güneş Sistemi’nin uzaklık bakımından ikinci, büyüklük bakımından altıncı gezegeni Venüs’te ortaya çıkan tuhaf parlak leke astronomları şaşkınlığa düşürdü.
İlk olarak 19 Temmuz’da Frank Melillo adlı Amerikalı amatör gök bilimci tarafından tespit edilen Venüs’teki parlak leke, Avrupa uzay Kurumu’nun (ESA) Venus Express uzay aracı tarafından da doğrulandı.
Avrupa uzay aracının gönderdiği verilere göre, Venüs’teki gizemli nokta Dünya’dan ilk görüldükten 4 gün kadar önce ortaya çıktı ve giderek büyüdü.
Bilim insanları, yüzey sıcaklığı 400 C’ye kadar ulaşan Venüs’teki bu parlak noktanın neden ortaya çıktığı konusunda, bunun volkanik bir ifrazat da olabileceği yönünde çeşitli fikirler ileri sürdüler.
Ancak, bir volkanik patlamanın Venüs’ün çoğunluğu karbondioksitten oluşan yoğun atmosferi altında böylesine yayılabilmesi için çok şiddetli olması gerektiğini düşünen astronomlar, parlak noktanın Güneş’ten kopan ve Venüs’ün ağır atmosferiyle etkileşime giren parçacıklardan kaynaklanmış olabileceği tezini de gündeme getirdiler.
Astronomlar, Venüs’te daha önce bu kadar büyük ve parlak olmasa da başka lekeler gözlemlemişlerdi.
PLÜTON "PARYA" OLARAK KALMAYA DEVAM EDECEK GİBİ GÖRÜNÜYOR
Öte yandan, Houston Chronicle gazetesinin haberine göre, "Pluto Confidential" kitabının yazarı Amerikalı astronom Stephen Maran, üç yıl önce statüsü gezegenden cüce gezegene indirilen Plüton’un durumunda, yakında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yapılacak Uluslararası astronomi Birliği toplantısında bir değişiklik yapılmasının beklenmediğini söyledi.
Maran, üç yıl önce Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da Irak savaşı sırasında düzenlenen toplantıda biraz da Amerikan karşıtlığının etkisiyle Amerikalı astronomlar tarafından keşfedilen tek gezegen olan Plüton’un gezegenlikten düşürüldüğünü savunarak, siyasi rüzgarların Plüton’un eski statüsüne kavuşmasına izin vermeyecek gibi göründüğünü belirtti.
Toplantıda Amerikalı gök bilimcileri temsil edecek grubun başkanı Robert Williams da, Rio’da yapılacak toplantının Genel Kurulu’na, Plüton veya Güneş Sistemi’ndeki bir başka gezegenin durumunun değişikliği için şimdiye dek başvuru yapılmadığını kaydetti. Prag’daki toplantıda oylamaya katılan 424 astronomun çoğunluğu Plüton’un cüce gezegen statüsüne düşürülmesi, isminden mahrum bırakılması ve 134340 numarasıyla kimliklendirilmesini kararlaştırmıştı.(aa)
|
|
Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) kenetlenen Endeavour uzay mekiği astronotları planlanan 5 uzay yürüyüşünden ilkini tamamladılar. Tuvaletlerden biri arızalanan astronotlar sıkıntı yaşıyorlar.Amerikan Havacılık ve uzay Dairesi'ne göre (NASA), Tim Kopra ve Dave Wolf adlı astronotlar bu ilk çalışma için 5 saat 32 dk uzayda kaldı. 2 astronotun, UUİ'de inşa edilen Japon laboratuvarı Kibo'nun üçüncü ve son bölmesinin monte edilmesi için yaptığı çalışmanın başarılı olduğu belirtildi.
Endeavour'un mürettebatı, UUİ'de kalacakları sürede, büyük Kibo laboratuvarının üşüncü bölmesini ve platformunu monte edecek ve UUİ'nin güneş paneli akülerini yenileyecek.
Endeavour, 15 Temmuzda Florida'dan 7 astronotla fırlatılmış, 17 Temmuzda UUİ'ye ulaşmıştı. Mekiğin istasyona kenetlenmesinin ardından Endeavour'daki 7 astronot, UUİ'deki 6 astronota katıldı ve UUİ'de ilk kez 13 astronot bir araya geldi. Endeavour'un 31 Temmuzda dünyaya dönmesi bekleniyor.
Uzayda tuvalet sorunu
Bu arada Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki iki tuvaletten birinin bozuk olması sıkıntı yaratıyor. Belçikalı Frank de Winne ve ABD'li Michael Barratt'ın arızayı giderme çabaları sonuç vermedi. İstasyondaki tuvaletlerin teke düşmesinden ötürü Endeavour'ın 7 kişilik mürettebatı ihtiyaçlarını istasyona kenetli mekikte giderirken UUİ'nin 6 kişilik personeli istasyon tuvaletini kullanıyor. Arızalı tuvalet geçen yılın kasım ayında UUİ'ye monte edilmişti. Rusya'da imal edilen milyonlarca dolar değerindeki tuvaletin arıza nedeni henüz belirlenemedi.
UUİ'de kritik manevra
NASA, Endeavour uzay mekiğinin kenetlendiği Uluslararası Uzay İstasyonu'nun (UUİ) yörüngesini, başıboş dolaşan uzay çöpüne çok fazla yaklaşmaması için yükseltti.
NASA, Twitter'da yaptığı açıklamada, günlerdir başıboş dolaşan bu cismin varlığından haberdar olduklarını duyurdu. 84180 numarasıyla listeye geçirilen başıboş cisimle çarpışmayı önleyebilmek için istasyona kenetli mekiğin motorları kullanıldı ve istasyon 1 mil (1,6 km) kadar yükseltildi.
Uzayda Tuvalet Krizi
|
|
ABD’de Çin asıllı mühendis, ‘uzay sırları’nı çaldı.ABD’de Çin asıllı bir mühendis, uzay programı ile ilgili önemli ticari sırları çaldığı gerekçesiyle sanayi casusluğu yapmaktan suçlu bulundu.
Federal mahkeme yargıcı Cormac J. Carney, ülkede yargıya intikal eden ilk sanayi casusluğu davasında, eski Boeing firması çalışanı mühendis Dongfan “Greg” Chung’ı, sanayi casusluğu yapmaktan ve bir mekikle bir roket motoru hakkındaki bilgilerin dahil olduğu hassas belgelerden 300 bin sayfa çalmaktan suçlu buldu.
Carney, kararını açıklarken, Chung’ın “30 yılı aşkın bir süredir Çin Halk Cumhuriyeti’nin casusu” olduğunu söyledi. Federal savcılar, 73 yaşındaki mühendisi, Boeing ve Rockwell International’daki 30 yıllık meslek yaşamını söz konusu belgeleri çalmak için kullanmakla suçlamışlardı.
Uzay Sırlarını Çaldı
|
|
İngiliz dergisi Nature'de yer alan haberde, 11 milyar yıl önce patladığı tahmin edilen süpernova tespit edildiği belirtildiAstronomlar, şu ana dek bulunan en uzak patlayan yıldızı keşfettiler.
İngiliz Nature dergisindeki habere göre, ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi astronomlarından Jeff Cooke ve ekibi, Güneş'in 50-100 katı büyüklüğündeki bu süpernovayı keşfetmek için, Evren'in öbür ucundaki diğer ölü yıldızların da keşfedilmesini sağlayabilecek yeni bir teknik kullandılar.
Astronomlar, yeni keşfedilen süpernovanın 11 milyar yıl önce, Evren yaklaşık 2,7 milyar yaşındayken patladığını tahmin ediyorlar. Evren'in 13,7 milyar yaşında olduğu tahmin ediliyor.
Bu süpernovanın bulunmasından önce keşfedilen en uzak süpernova 6 milyar yıllıktı.
Bu yeni süpernovanın, gökyüzünün bir bölümünün 2003-2006 yılları arasında çekilen resimlerinin karşılaştırılması tekniğiyle belirlendiği belirtiliyor.
Süpernova, şiddetle patlayan ve parlaklığı aniden yüzmilyonlarca kat artan yıldızlar sınıfının ortak adı. Sözcük, bir başka patlayan yıldız olan novadan türetildi. Süpernova patlamaları, yıldızların enerji üretimlerinin sona ermesi anlamına geliyor.
Herhangi bir yıldız süpernova durumuna geldiğinde, uzaya güçlü bir ışık yayıyor ve içinde bulunduğu galaksiyi bile aydınlatabiliyor.
ntvmsnbc
|
|
Rusya'nın 'Koronas-Foton' uydusunun 'Tesis' gözlemevi Güneş'te 4 Temmuzda son bir yılın en büyük patlamasını tespit ettiRia Novosti haber ajansına göre, 2008 yılı mart ayından bu yana Güneş'te meydana gelen en büyük patlama 11 dakika sürdü. Patlama sonucunda yayılan röntgen ışınlarının GOES ölçeğine göre C 2,7 şiddetinde olduğu bildirildi.
Güneş'te meydana gelen patlamalar yaydıkları röntgen ışığı şiddetine göre A, B, C, M ve X Latin harfleriyle belirtilen 5 sınıfa ayrılıyor. A 0.0 olarak belirtilen en düşük şiddetli patlama, Yer yörüngesinde 1 metre kareye düşen 10 nanovat ışına karşılık geliyor. Patlamanın şiddetine göre belirlenen her bir kademe artışında metre kareye düşen ışın miktarı 10 kat artıyor. Güneş
etkinliğinin yoğun olduğu 2003 yılı ekim ayında X 17 olarak belirtilen 1 milyon nanovat şiddetinde patlamalar kaydedildi.
Uzmanlar, 4 Temmuz 2009'de Güneş'in güney yarımküresinde meydana gelen patlamanın 2008 yılı 25 Martında meydana gelen M 1,7 şiddetindeki patlamadan sonra en büyük patlama olduğunu belirtiyor.
Güneş etkinliğinin 2009 yılı mart ayından bu yana artan hızda yükseldiği ve bunun önemli belirtilerinden olan lekelere bakılırsa bu etkinlik daha da artacak.
Güneş ve uzaydaki hava durumunu gözlemleyecek ve Güneş'in fiziki yapısı hakkındaki güncel sorulara cevap arayacak "Koronas-Foton" uydusunun "Tesis" gözlemevi 30 Ocak 2009'da Rusya'nın Plesetsk uzay üssünden ‘Tsiklon-3’ füzesiyle uzaya gönderildi. "Koronas-Foton" projesi Moskova Fizik Mühendislik Astrofizik Enstitüsü tarafından yönetiliyor.
‘Koronas’ uyduların ilki ‘Koronas-I’ 1994-2001, ikincisi ‘Koronas-F’ ise 2001-2005 yıllarında göreve gitti.
Güneş'in çapı Dünya'nın 103 katı, kütlesi ise Dünya'nınkinin 332 bin 946 katı.
ntvmsnbc
|
|
Uzayda, Güneş'ten 500 kat daha fazla kütleye sahip bir kara deliğin bulunduğu kaydedildiNature dergisinde bugün yayımlanan bir araştırmada, kara deliğin Avrupa uzay Ajansının uydusu XMM-Newton tarafından tespit edildiği belirtildi.
Araştırmada, bu yeni tip kara deliğin "süperkütleye" sahip kara delikler zincirinin "kayıp halkasını" teşkil ettiğinin düşünüldüğü kaydedildi. Kütlesi birkaç milyon Güneş kütlesiyle birkaç milyar Güneş kütlesi arasında değişen süperkütleli kara delikler çoğu galaksinin merkezinde bulunuyor.
Araştırmayı yapanlardan ve Toulouse'daki uzay ışınımı araştırmalar merkezinde görevli Fransız astrofizikçi Didier Barret'ye göre, süperkütleli kara deliklerin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Barret, "Bir varsayıma göre bu tip kara delikler daha küçük kara deliklerin bir araya gelmesinden de ortaya çıkmış olabilir" diye konuştu.
Araştırmaya göre, HLX-1 adı verilen kara delik Dünya'ya 290 milyon ışık yılı uzaklıkta, ESO 243-49 adlı galaksinin çevresinde bulundu. (1 ışık yılı = 9.500 milyar kilometre). Kara deliğin son derece parlak X ışınları yayan bir kaynak olarak tespit edildiği belirtildi.
Fransız uzay araştırmaları merkezi ve İngiliz Leicester Üniversitesi yayımladıkları bildiride, HLX-1'in X ışınlarının parlaklığını "olağanüstü" olarak nitelendirdi. Bildiriye göre, parlaklık Güneş'in parlaklığından 260 milyon kat daha fazla.
Bilim adamları, maddenin kara deliğe düşerken ısındığını ve yutulmadan evvel X ışınları yaydığını kaydetti.
Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, HLX-1'i, Kasım 2004 ve Kasım 2008 arasında XMM-Newton teleskobuyla yaptığı gözlemler sonucu buldu ve X ışınlarının tek kaynağı olduğunu gösterdi.
Kara delik astrofizikte, çekim alanı her türlü maddi oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi büyük bir kozmik cisim. Kara delik, uzayda belirli nicelikteki maddenin bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir de denilebilir. Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından kara olarak niteleniyor
|
|
|
|
|
|